Tarih: Sat Feb 21, 2009 10:02 am Mesaj konusu : Hele Ulaş'a Ulaş benzedi Güneşe
Hele Ulaş'a Ulaş'a
Ulaş benzerdi güneşe
Ulaş gardaş can veriyor
Yüreğim düştü ateşe.
Ulaş'ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer,
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler
Tohumlar düştü toprağa
Donandı yeşil yaprağa
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan toprağa.[/img]
Ulaş Bardakçı...
( Rasih Ulaş Bardakçı) (d. 1947 - ö. 1972), THKP-C, FKF, TİP, Devrimci Gençlik gibi örgütlerde faaliyet gösteren, Kasım 1971'de askeri cezaevinden firar eden beş devrimciden biridir. Kaçtıktan sonra İstanbul'da devrimci faaliyetlerini sürdürür. 19 Şubat 1972 günü kaldığı ev kuşatılır. Rasih Ulaş Bardakçı evin arka kapısından çıkar. Üvez Sokakta polislerle girdiği silahlı çatışmada öldürülür...
Ulaş Bardakçı
19 Şubat 1972
1947 doğumludur. Fikir Kulüpleri’nden Dev-Genç’e gençliğin devrimci
mücadelesinin önderlerinden biri olarak en ön saflardaydı. Genel Komite üyesi olarak THKP-C’nin
kuruluşunda yer aldı.
Şehir gerillasının ilk
örgütleyicilerindendir. Şehit düşene kadar devrimci hareketin askeri eylemlerinin çoğunda yer aldı. İstanbul Arnavutköy’de kuşatıldığı evde çatışarak şehit düştü.
“BÖYLE ÖLÜR
BİZİMKİLER”
20’li yaşlardaki binlerce gencimiz Ulaş ismini taşıyor bugün. Daha katledilmeden önce bir efsaneydi onlar. Kolay değildi efsane olmak. Kolay değildi yüreklere böylesine yerleşmek. Onlar bunu başardı.
Çünkü hesapsız kitapsız, kaygısız ve tereddütsüz devrimciydiler.
Öyle yalın, öyle cesur, öyle içten.
Sınırsız bir halk sevgisi, sınırsız bir fedakarlık...
Devrimci yaşamlarında böyleydiler. Ölürken bütün bunlara sahip olduklarını bir kez daha kanıtlayıp öyle ayrıldılar aramızdan.
Yıl 1972. Kontrgerilla THKP-C’ye yönelik operasyonlarını sürdürmektedir. Operasyonların başında da daha sonra da yüzlerce devrimciyi katledecek olan Hiram Abas vardır, Mehmet Eymür, Mehmet Ağar gibi giderek kariyerleri yükselecek olan kontracılar da bu operasyonların içindedir.
13 Şubat 1972... Ulaş Bardakçı şehit düşmeden 6 gün önce Ziya Yılmaz ve Ülkü Ahmet’le birlikte Levent’te bir evdedir. Ev kuşatılır.
“Kapıya çıktım. Merdivenlerin önünde on onbeş kadar sivil giyimli şahıs alçak sesle bodrumu göstererek konuşuyorlardı. Hepsi birden kapıya doğru koşmaya başladılar. Ellerindeki silahları o sırada gördüm. Hemen kapıyı kapadım. Ulaş ve Ziya saksılıkta duruyorlardı. ‘Geldiler’ dedim sadece. Onlar da kimin geldiğini sormadılar. Zaten bu sırada dışarıdan... içeriye ateş etmeye başladılar. Ziya ve Ulaş ateşe karşılık verdiler... Ziya ve Ulaş yatak odalarında ve sahanlıkta sürekli dolaşarak ateş ediyorlardı. Bu arada bir iki el bombası attılar. Hatta yatak odalarından birinin panjurunun kapalı olduğunu farketmeden attıkları bir bomba panjura çarpıp odaya düştü. Odada patlar diye Ulaş koşup benim üzerime kapanmıştı, korumak için... Bereket patlamadı...”
Bunu yapan, dostları, yoldaşları, halkı için yaşamını böyle fütursuzca ortaya koyan bir insan için daha ne anlatılsın...
O kuşatmadan kurtuluş Ulaş. 19 Şubat’ta bu defa yeni kalmaya başladığı ev, sabah 07.00 civarında kuşatılır. Bu kez Arnavutköy’de Lale Arıkdal’ın evindedir.
“Sabah 7’ye geliyordu. Evin çevresi askerlerle sarılıydı. Önce yanımızdaki evin bodrum katını taramışlar, biz oradayız diye. Sonra bizim evin kapısını çaldılar. Kapıyı açtım. Bir yığın adam girdi içeriye. Evde kimsenin olup olmadığını sordular. ‘Yok’ dedim. Tam giderlerken polisin biri Ulaş’ın paltosunu ve ceketini gördü... Kuşkulandılar ve tekrar eve girdiler. Anında silahlar patlamaya başladı. İçeri giren polisler bunun üzerine dışarıya kaçtılar. Çatışmanın 15-20 dakika kadar sürdüğünü sanıyorum...”
Lale Arıkdal, Ulaş’ın şehit düşüşünü böyle anlatıyor.
Bir devrimciyi daha katletmiştir faşizm. Ama Ulaş’lar çoğalacaktır.
Hele Ulaş'a bak Ulaş'a Ulaş benzerdi güneşe
Marksizm-Leninizm devrimci çizgisini benmimsemiş ve Dev_Genç'in oluşumunda etkin rol almış olan ULAŞ KARDAŞA selam olsun....
UNUTMADIK ,UNUTTURMAYACAĞIZ....
_________________ "İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi,
onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır !"
alev saçan namluların ortasından,
bir direniş abidesi yükseliyordu.
anadolu, yıllar var ki, böyle yiğitliğe tanık olmamıştı.
işte yeniden başlıyordu her şey,
ayaklanmalar, ellerde çoğalan isyan bayrakları, ... Mehr anzeigen
sıkılı yumruklar, sıcaklaşan namlular.
her şey yeniden başlıyordu.
"bize ölüm yok!"
ulaş'ın sesi bu...
niyazi'yle, ibrahim'le ölüme meydan okuyor...
"hadi, cesaretiniz varsa gelin!"
ulaş'ın sesi bu...
vatanımızın dört bir yanına dalga dalga yayılıyor...
"asıl siz halkın savaşçılarına teslim olun!"
ulaş'ın sesi bu...
umudun adını kanla yazıyor...
ulaş'ın sesi bu...
isyan tarihimizi geleceğe taşıyor...
ulaş bu.
adım adım, an an direnişi öğretiyor..
_________________ "İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi,
onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır !"
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız