| Yazar |
Mesaj |
GAZİLİ REİS (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)

Kayıt: 27 Sep 2008
Mesajlar: 82
Konum: muğla
|
Tarih: Fri Oct 03, 2008 12:36 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
| 1919 yazmış: |
| Tabir çok nahoş be arkadaşım, sohbetin tıkanmasına sebeb verecek derecede. Sayın Başbakan'ın tabiri ile 'ayak takımı'na yakışacak sözler bunlar. |
kardeş senin zaten düşüncelerinin kime hizmet ettiği belli değil bu siteyi siz gibi ark.lar milletin yorumlarıyla sözlerini analiz edip üzerinde gerilimli konulardan bagımsız alakasız kişisel yorum yapmakla dil bilgisi hatalarını düzeltmektense yorumlara karsılık faydalı antitezlerle cevap verseler bizde memnun olcaz görevlendirdiler heralde sizi bunn için :D sayın basbakanıNIN yaltakcısımısın benm kelimelerimi nahoş diye nitelendirirken onun namüsait tabirlerini kullanıyosun onun agzıyla cok hoş bir seymiş gibi tarih yaptıklarıyla ayakcıları kaydediyo belleğine merak etme yüzleşirsin zamanla hepimiz ozan akmıymıs karamı diye |
|
|
|
|
|
 |
hak_yol_devrim (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)
Kayıt: 02 Oct 2008
Mesajlar: 6
|
Tarih: Fri Oct 03, 2008 1:39 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
arkadaşlar yorumların tamamını olmamakla beraber büyük bi çoğunluğunu okudum.
konu hakkında bildiğim üç beş şey olmakla beraber söyleyeceklerim de var. bir şeyler yazmadan önce belirtmek isterim ki inançsız arkadaşlara söyleyecek hiç bir şeyim yok onlar dünyaya at gözlükleriye bakmaya devam ededursunlar.
ben islama inanan biriyim ve neye inandığımı araştırıp öğrenme çabasındayım.
islamda tarikatların yeri vardır bu sahih hadislerle de tesbit edilmiştir.
şöyle ki; Allah'ın Resulu islamın 73 fırkaya ayrılacağını ve bunlardan sadece birinin doğru yolda kalabileceğini ona mensup olanların kurtuluşa erecegini söyler. bu konu tirmisi tarafından rivayet edilir araştırabilirsiniz. fırka bildiğiniz üzre parti anlamına gelir islamda siyasi parti olamayacağına göre buradaki fırkadan kast tarikatardır. ahir zamanda 73 fırka olacaktır ve bunlardan sadece biri hak yoldadır. hangisi die sormayın hepsini tam öğrenmeden bir şey söylemem yanlış olur.
bu sırada islamın tek başına yapılacağını söyleyen arkadaşlar sanırım islamın temel şartı olan namazın en önemlilerinden olan cuma namazının tek başına kılınamayacağını unutmuşlar sanırım.
aslında tüm namazların cemaatle kılınması vacibdir fakat bunun günümüzde mümkün olmayacağını bilen yaradan bu konuda bizlere müsaama göstermiştir bunu kullanıp islamın tek başına yaşanması gerektiğini söyleyenleri kınıyorum.
çeşitli tarikatlara sataşmanızı anlıyorum yanlışlarını görüp kızıyosunuz ama bunu yapmadan önce islamı ilk ağızlar olan kuran-ı kerim, sahih hadisler ve sünnet-i kerimelerden öğrenmenizi tavsiye ederim. sonra birilerine sataşın.
ki benim acizane fikrimdir zamanınızı birilerine sataşmak la harcamak yerine gerçek kurtuluş yolunu yani islamı öğrenmekle harcamalısınız. malum sayılı gün çabuk geçer ömür de sayılı gün olduğuna göre boşa harcamak ne die.
bu arada bi arkadaşımız mevlanadan bahsetmiş. ne güzel söyler hz. mevlana siz bana bin kere de küfretseniz ben size hiç küfretmem diye değil mi?
size sataşan insanlara sataşmamanız ve biraz olsun Allah (c.c.)'ın rızasına kavuşmanız dileğiyle.
şimdiden yorumlarınız için teşekkürler.. |
|
|
|
|
|
 |
GAZİLİ REİS (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)

Kayıt: 27 Sep 2008
Mesajlar: 82
Konum: muğla
|
Tarih: Sat Oct 04, 2008 2:33 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
| hak_yol_devrim yazmış: |
arkadaşlar yorumların tamamını olmamakla beraber büyük bi çoğunluğunu okudum.
konu hakkında bildiğim üç beş şey olmakla beraber söyleyeceklerim de var. bir şeyler yazmadan önce belirtmek isterim ki inançsız arkadaşlara söyleyecek hiç bir şeyim yok onlar dünyaya at gözlükleriye bakmaya devam ededursunlar.
ben islama inanan biriyim ve neye inandığımı araştırıp öğrenme çabasındayım.
islamda tarikatların yeri vardır bu sahih hadislerle de tesbit edilmiştir.
şöyle ki; Allah'ın Resulu islamın 73 fırkaya ayrılacağını ve bunlardan sadece birinin doğru yolda kalabileceğini ona mensup olanların kurtuluşa erecegini söyler. bu konu tirmisi tarafından rivayet edilir araştırabilirsiniz. fırka bildiğiniz üzre parti anlamına gelir islamda siyasi parti olamayacağına göre buradaki fırkadan kast tarikatardır. ahir zamanda 73 fırka olacaktır ve bunlardan sadece biri hak yoldadır. hangisi die sormayın hepsini tam öğrenmeden bir şey söylemem yanlış olur.
bu sırada islamın tek başına yapılacağını söyleyen arkadaşlar sanırım islamın temel şartı olan namazın en önemlilerinden olan cuma namazının tek başına kılınamayacağını unutmuşlar sanırım.
aslında tüm namazların cemaatle kılınması vacibdir fakat bunun günümüzde mümkün olmayacağını bilen yaradan bu konuda bizlere müsaama göstermiştir bunu kullanıp islamın tek başına yaşanması gerektiğini söyleyenleri kınıyorum.
çeşitli tarikatlara sataşmanızı anlıyorum yanlışlarını görüp kızıyosunuz ama bunu yapmadan önce islamı ilk ağızlar olan kuran-ı kerim, sahih hadisler ve sünnet-i kerimelerden öğrenmenizi tavsiye ederim. sonra birilerine sataşın.
ki benim acizane fikrimdir zamanınızı birilerine sataşmak la harcamak yerine gerçek kurtuluş yolunu yani islamı öğrenmekle harcamalısınız. malum sayılı gün çabuk geçer ömür de sayılı gün olduğuna göre boşa harcamak ne die.
bu arada bi arkadaşımız mevlanadan bahsetmiş. ne güzel söyler hz. mevlana siz bana bin kere de küfretseniz ben size hiç küfretmem diye değil mi?
size sataşan insanlara sataşmamanız ve biraz olsun Allah (c.c.)'ın rızasına kavuşmanız dileğiyle.
şimdiden yorumlarınız için teşekkürler.. |
evet sevgili arkadasım olaylara bu denli acıklamalı yaklasman bizi mennun etmektedir sözlerine tamamiyle katılıyoruz bende her müslümanın baglı olması gerek bi cemaati olmalı dini daha kapsamlı ve anlamlı yasaması bakımından saygılar.. |
|
|
|
|
|
 |
hak_yol_devrim (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)
Kayıt: 02 Oct 2008
Mesajlar: 6
|
Tarih: Mon Oct 06, 2008 9:55 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
sayın gazili reis konu hakkında bildiklerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım bir veya birkaç arkadaşın konu hakkında bir şeyler öğrenmesini sağlayabildiysem ve konuya sert bakan arkadaşların biraz olsun görüşlerini yumuşatabildiysem ne mutlu bana.
memnuniyetinin de beni memnun ettiğini bilmeni isterim. yorumun için teşekkürler. |
|
|
|
|
|
 |
MdvrmD (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)

Kayıt: 02 Apr 2009
Mesajlar: 91
Konum: izmir
|
Tarih: Sat Apr 11, 2009 11:13 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
Çok şükür Fethullah Efendi'ye!
'Büyük muhterem' ABD'deki saltanat köşkünden uyarıyor.
Fethullah Gülen’in yıllardır yaptığı ‘uyarılarla’, ülkemizde Sünni-Alevi kavgasının önüne geçtiğini biliyor muydunuz?
Fethullah Gülen’in gazetesi olarak bilinen Zaman gazetesinde Hüseyin Gülerce tarafından yazılan yazıda, Gülen’in darbe engellemekten Sünnî-Alevî kavgasını önlemesine kadar “müthiş faziletleri” anlatıldı.
“Gülen, neden uyardı?” başlıklı yazı, “Muhterem Fethullah Gülen'in, yeni bir irtica kampanyası açılabileceği konusundaki uyarısı, geniş bir çevrede merak uyandırdı” sözleriyle başlarken, Gülerce, siyasetin önemli isimlerinin bu “uyarıya” dikkat kesildiğini öne sürdü. Gülerce yazının devamında, Gülen’in ‘uyarılarının ne kadar kıymetli olduğunu’ ifade etmek için sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Gülen, kritik dönemlerde, bazıları rahatsız olsa da ülkemizin ve insanımızın geleceği adına her defasında ikaz ve tavsiyelerde bulunuyor. 12 Mart 1995'te İstanbul'da Gazi Mahallesi olaylarının hemen ertesinde Zaman'ın arka sayfasını boydan boya kaplayan "Ben de Alevîyim" başlıklı yazısını hiç unutmuyorum. Bu ülkede Sünnî-Alevî kavgası çıkarmak için komplo kuran insanların oyununu bu yazı bozmuştu. O olay bahane edilerek 27 Mayıs türü bir darbe planlayanların hesabı o gün boşa çıkarılmıştı. 28 Şubat sürecinde de ülkede tansiyonu düşürmek, dindar insanların sokağa dökülmesine fırsat vermemek için Sayın Gülen her saat, her gün sancı çekti.”
Gülerce’nin sözlerinden okuyucu, Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamının ardından gelen süreçte Gülen’in müdahalesiyle, Zaman gazetesi aracılığıyla Sünnî-Alevî kavgasının önlendiğini ‘öğrenirken’, yazı daha sonra “bu ülkede, meşrû idareye karşı insafsızca, zalimce, hemen her alanda tertipler, komplolar ve provokasyonlar hazırlanmış” sözleriyle devam ediyor. Gülerce, Gülen’in son zamanlarda yayınlanan bir yazısındaki "Yakın geçmişte ülkemizde çeşit çeşit vahşetler Müslümanlara isnat edilerek, "irtica tehlikesi" gündemlerin ilk maddesine konuldu. Artık Türkiye'de irtica oyununun sona erdiği söylenebilir mi?" sözlerine değinilerek, bahsedilen “uyarıya” değiniliyor. Gülerce yazısında “Sayın Gülen, şer şebekelerinin kolay pes etmeyeceklerine dikkat çekiyor” sözlerine yer verirken, Gülen’in “Yeni oyunlar hakkında, hem gönüllüler hareketi mensuplarını ve dinî cemaatleri hem de emniyet güçlerini, siyasîleri ve medyayı uyardığı” öne sürülüyor.
‘Muhterem insan’ hatırlatmaya devam ediyor!
Gülerce yazısında, Gülen’in 28 Şubat öncesinde ortaya çıkan gelişmelerle ilgili, “Figüranlar, rollerini öyle gerçekçi ortaya koydular ki; herkes oynananın, bir oyun olduğunu unutup ülkenin elden gittiği zehabına kapıldı. Dün olduğu gibi bundan sonra da, dışarıdan da beslenen bazı şer şebekeleri samimi müminleri terörist gibi göstererek yeni bir irtica yaygarası koparabilirler” sözlerine yer veriyor. Gülen’in geçmişle bugün arasında da bir benzerlik kurarak, “Kitap okuyan Müslümanlarla, okudukları kitaplarla ayakta durmaya çalışanların içine adam sokmaya çalışabilirler” sözlerine dikkat çeken Gülerce, yazısının devamında Gülen’in şu sözlerini aktraıyor: “Kitapların sahibi zatın (Bediüzzaman Hazretleri) posterlerini evlerine asabilirler. Ellerine de Kalaşnikofları verirler. İki yerde eylem yaptırıp, 'demek ki fırsat bulunca bunlar da silaha sarılabilir' derler. Çuvaldızı bile olmayan insanlara (muhabbet fedaisi gönül erlerine) terörist damgası vurmak isteyebilirler."
Fethullah Gülen’in tüm devlet kurumlarındaki hızlı kadrolaşması ve başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri olmak üzere toplum içerisindeki cemaat örgütlenmesi sürerken, yazdığı “uyarılar” dikkat çekiyor. Gülen’in insanların kafasının karıştırıldığı özellikle Ergenekon davası sürecinde, dinci örgütlenmelerin geçmişteki şiddet uygulamalarını “derine bağlama” gayreti de gözlerden kaçmazken, Zaman gazetesi yazarı Gülerce’de yazısını, “Evet, muhterem Gülen hatırlatıyor; demokrasi yokuşunun çileleri henüz bitmedi. Milletçe uyanık olmalıyız” sözleriyle tamamlıyor. |
|
|
|
|
|
 |
ihsan_einstein (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)
Kayıt: 05 Jul 2007
Mesajlar: 58
Konum: istanbul/Seattle
|
Tarih: Fri Jul 17, 2009 4:58 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Ben din olgusunun her kişide farklı bir şekilde cereyan ettiğini düşünenlerdenim. Öncelikle gönüllülük esas olmalıdır. Aslında dinin bize ihtiyacı yok. Bizim herşeyi düşünerek idrak ederek kendi doğrumuzu rahatlıkla bulabilmemiz mümkündür. Dediğim gibi ben bir insanım, her insanın farklı ihtiyaçları olduğu gibi din olgusunun da benim ihtiyacım olduğunu düşündüğüm ve idrak ettiğim için yaşam çizgimi bu yönde devam ettirmeye özen gösteriyorum. |
|
_________________ maths coach... |
|
|
|
 |
1919 (Büyük Önder)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 14993
Konum: Turkiye
|
Tarih: Fri Jul 17, 2009 5:03 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Bireysel algı farklılıklarını kabullenebilsek ve kendi algılarımızı başka insanlarda da olduğu gibi bulma çabamızdan biraz ödün verebilsek, çok daha yaşanır bir gezegenimiz olacak sanırım. Haklısın İhsan. |
|
_________________ Özgürlük benim karakterimdir!
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
*Deryadeniz (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)

Kayıt: 30 Jan 2007
Mesajlar: 858
|
Tarih: Fri Jul 17, 2009 5:32 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Evet dinin bize ihtiyacı yok ama birde tersini düşünelim biz olmasak acaba din ne anlama gelir diyecektim? |
|
_________________ ÖLENLER DÖVÜŞEREK ÖLDÜLER
GÜNEŞE GÖMÜLDÜLER
VAKTİMİZ YOK ONLARIN MATEMİNİ TUTUMAYA
AKIN VAR AKIN
GÜNEŞE AKIN
GÜNEŞİ ZAPT EDECEGİZ
GÜNEŞİN ZAPTİ YAKIN....
Net Ajans - Web Tasarım - Forum - Güneş Enerjisi - Net Pazarlama |
|
|
|
 |
ihsan_einstein (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)
Kayıt: 05 Jul 2007
Mesajlar: 58
Konum: istanbul/Seattle
|
Tarih: Sat Jul 18, 2009 12:08 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
| *Deryadeniz yazmış: |
| Evet dinin bize ihtiyacı yok ama birde tersini düşünelim biz olmasak acaba din ne anlama gelir diyecektim? |
Şimdi zaten herşeyin merkezinde insan olduğundan (insan haricindeki canlılarda bir sorun yok) bu soruna yanıt veremeyeceğim.
Aslında konuyu dağıtmadan biraz -farklı- olgulardan bahsetmek istiyorum.
Ardışık mantıklı klasik mantık yürütme olgusu ne yazıkki ebeveynlerimizde bulunmaktadır. Bunu hakaret veya farklılık olsun diye söylemiyorum. Toplumumuzda şöyle bir yargı var: ''Geniş düşünebilen insanların gelmesi/olması gerek!'' Öncelikle geniş perspektiften olaylara bakabilme yetisi o çarkta bulunmayla/dönmeyle mümkündür. Bakın size basit bir problem tanımlayıp uygulamaya geçirin. Bir meslek düşünelim. Bu meslek hangi amacı kapsıyor? Ben bu kapsamın neresindeyim? Amaçlarım bireysel mi toplumumu ilgilendiriyor? Mesleğimde kendi düşüncelerimi idrak ederek gerçekleştirdiğim olgular/davranışlar var mı? Mesleğim beni yüzde kaç ifade ediyor? Mesleğimle ilgili karşılıksız bir görev/yetki/sorumluluk alıp bitirebildim mi? İnsanlarla iletişim noktasında yetrince kişiyle tamas/bağ kurabildim mi? Mesleğim ve ben odak noktasında çakışıyor muyuz? Mesleğimizle ilgili yetirnce araştırma içerisine girebiliyor muyuz ve araştırıyor muyuz?
Belki şu an söyleyeceğim cümleler bazıları için farklı gelebilir ama yinede söylemek istiyorum. ''rahatlık'', ''uyuma'', ''boşver'' gibi kelimeleri kullanmıyorum. Eğer çalışmalarımızda samimi olarak kendimizi tatmin edecek bir konuma veya ülkemiz için faydalı bir pozisyonda bulunmak/ görev almak(bu pozisyon büyük-küçük çapta olabilir) istiyor muyuz? Gece 2 ye kadar mesleğimizle ilgili bir makale okuyup uykumuzun kaçtığı geceler oldu mu? özetin özeti hayatımızı belki ailemiz için belkide kendimiz için ''periyodik yaşam tarzına'' dönüştürebiliriz. Belki daha az yoruluruz, belki daha az emek sarf ederiz ama şunu hiçbir zaman unutmayalım: Hayatta korktuğumuz ilk şey bu periyosik yaşama adım atmak. Şu an ülkemizdeki en büyük sorunlardan bir tanesi ''periyodik yaşam tarzı'' modelinin aksetmesidir. Belki aramızdan yüksek seslerle 'kardeşim boşver bu işleri, benden bu kadar '' gibi kelimeler döküleblir. Anlayışla karşılarım. Öncelikli olarak bireysel bazda düşündüğümde hayatımın hiçbir safhasında ''rahat''olmayı istemiyorum. Ben böyle bir düzen taraftarıyım dersem de bu benim şahsi düşüncem olur. Dışardan bakan belki sürekli çalışan birisi olarak görürken aslında dinlendiğimin farkına hiçbir zaman varamayacaktır. Bunun tek çaresi bu duyguyu tatmasıdır. İşte ülkemizde bazı hassas durumlarıda buna benzetiyorum. Sürç-ü lisan ettiysem affeyleyiniz. :-) |
|
_________________ maths coach... |
|
|
|
 |
*Deryadeniz (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)

Kayıt: 30 Jan 2007
Mesajlar: 858
|
Tarih: Sat Jul 18, 2009 12:23 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
Konu biraz dağılmış soruma tam bir yanıt olmamış ama klasik dinsel açıklamalara nazaran felsefi gerçekten güzel bir açıklama olmuş.
Bu samimi yorumun için teşekkür ediyorum. |
|
_________________ ÖLENLER DÖVÜŞEREK ÖLDÜLER
GÜNEŞE GÖMÜLDÜLER
VAKTİMİZ YOK ONLARIN MATEMİNİ TUTUMAYA
AKIN VAR AKIN
GÜNEŞE AKIN
GÜNEŞİ ZAPT EDECEGİZ
GÜNEŞİN ZAPTİ YAKIN....
Net Ajans - Web Tasarım - Forum - Güneş Enerjisi - Net Pazarlama |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Thu Oct 01, 2009 11:18 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
İşte tarikatların iç yüzü Konuyu Yorumsuz bırakıyorum ...Yazılanlar dehşet verici !!
Tarikattaki kadın anlattı: Yaşamımı çaldılar
İsmailağa tarikatını bir kadın gizli tanık olarak anlattı: Zorla evlendirdiler. Kocam baş başayken başörtüm açılınca dövdü. TV, telefon, pencereden bakmak yasaktı
Tartışmalara konu olan ve Erzincan ve Erzurum savcılarını karşı karşıya getiren İsmailağa cemaati davasında gizli bir tanık kadın tarikatın yaşamını çalmasını şöyle anlatıyor: “Bir perdenin arkasındaki hoca ile tanıştırıldım. İstemediğim bir kişiyle zorla evlendirildim. Kocam dövüyordu, kocamın buna hakkı olduğunu söylediler. Kocam kaşısında başörtüm açılsa dövüyordu. Evlerde televizyon yasak. Penceye çıkmama, telefon açmama bile izin vermiyorlardı.” Gizli tanık ifadesinde “Bu ifadeyi verdiğim anlaşılırsa eşim beni öldürür” diyor, ancak tartışmalı bir şekilde davayı Erzincan savcısından alarak yürüten Erzurum özel yetkili savcısı bu kadının kimliğini annesinin adını yazarak deşifre ediyor.
İsmailağa tarikatına yönelik yapılan operasyon ve daha sonra başlayan dava süreci tartışmalara konu olmuştu. Soruşturmayı Erzincan’da başlatan Erzincan Cumhuriyet Başsavcı İlhan Cihaner hakkında soruşturma açılmıştı. Daha sonra davayı yetkili olduğunu öne sürerek Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şahin aldı.
İddianameyi hazırlayan Osman Şahin 235 şüpheliyle aldığı dosyayı 16 sanıkla sınırlandırınca ‘sümenaltı’ iddiaları gündeme gelmişti. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner de Osman Şahin’i, yetkisini aşıp dosyayı el koymakla suçlayarak Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) şikâyet etti ve Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni istedi.
Dokuzu tutuklu 16 sanık hakkında, ‘Anayasal düzeni kaldırmaya teşebbüs ve kanuna aykırı eğitim kurumu açma’ suçlarından dava açıldı. İlk duruşması Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülecek davanın iddianamesiyle bir skandal daha patladı.
Gizli tanık deşifre edildi
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı’nın HSYK’ye şikâyet ettiği Erzurum Savcısı Osman Şahin iddianamede, dosyanın tek tanığı olan gizli tanığın kimliğini, annesinin adını vererek deşifre etti.
İddiasına göre, genç bir kadın olan gizli tanık, Erzincan’da Diyanet İşleri’ne bağlı Yeni Mahalle Kuran Kursu’nda devam ederken, cemaate katılan arkadaşlarına ‘ilgi duyduğu ve mütevazılıklarına özendiği’ için aralarına girdi. Gizli tanığın, iddianamede yer verilen anlatımları şöyle:
PERDE ARKASINDAN TANIŞMA:
“İsmailağa ile tanışmam 2001-2002’ye denk geliyor. Yeni Mahalledeki Kuran Kursu’nda hocalık yapan M.Ö., bana ilgi gösterdi. Beni Ahmet Bahadır Altınel (Tutuklu sanık) ile tanıştırıp çok değerli hoca olduğunu söyledi. Aramızda perde olduğu için yüzünü görememiştim.
TANIMADIĞIM KİŞİYLE EVLENDİRİLDİM:
Kendilerinin gösterdiği biriyle evlenirsem ailemin baskı yapamayacağını söylediler. Altınel’in evinde, evleneceğim kişiyi gösterdiler. Şahıstan hoşlanmayıp istemediğimi beyan ettiysem de ‘nikâhta keramet var’ diyerek, aileden kurtulmanın yolu olarak gösterildiği için razı oldum.
GİZLİ KURSTA DİNİ EĞİTİM:
Beni M.A.’nın işlettiği, Altınel’in sorumluluğundaki gizli eğitim verilen kursa götürdüler. Bu yer Bahçelievler’de, dışarıdan apartman gibiydi. Evde bulunduğum müddetçe pencereye çıkmama ve telefon etmeme izin vermediler. Ne zaman ağlayıp pişman olduğumu söylediysem, ‘Hele dur, büyük sevaba girdin, her şey güzel olacak’ diyerek engellediler. Bina, dışarıdan apartman gibi görünen ancak içerisi hem yatılı kalınabilecek hem gündüz gelinebilecek şekildeydi. Yer minderleriyle donatılmıştı. Değişik yaş gruplarından 12 kişi vardı.
İki ay eve kapatıldı
YENİ İSİM VERDİLER:Eve geldiğim andan itibaren ismimi kullanmayıp yeni bir isim verdiler. İki ay dışarı çıkmadan evde tutuldum. Önceleri çok ağlayıp pişmanlığımı bildirdiysem de sonra uyum sağladım. Beni İstanbul’a gönderdiler.
MAHMUT HOCA İLE TANIŞMA:
Orada perde arkasında beni Mahmut Ustuosmanoğlu ile tanıştırdılar. Benimle ilgili, ‘Herkes karşıma gelemez, seni rüyamda gördüm’ dedi. Bana, İsmailağa Camii’nde söylediklerine göre değerli bir kadın hoca çarşaf giydirdi. Bir hafta sonra çarşafla Erzincan’a döndüm. İstanbul Fatih’te 4-5 yaşındaki kız çocuklarının rubadan elbise giydikleri okul donanımında kalabalık yerler gördüm.
NAMAZ KILMAYAN EŞE DAYAK HAKTIR:
Tanımayıp benimsemediğim kişiyle evlendirdikleri için huzursuz bir yaşam sürmeye başladım. Bunu M. Hoca’ya söylediğim zaman ‘Sen asi oldun’ diye beni suçladı. Çocuk yaparsak mutlu olacağımı söyledi, bir yıl sonra çocuğum oldu. Halen bu evlilik devam etmektedir. Evlilikte sürekli nedenli nedensiz şiddet gördüm. Kimsenin olmadığı bir anda bile başörtüm açılsa şiddet uygulanmaktadır. Boşansam bile bu şekilde yaşamam gerektiğini, aksi takdirde kafamı koparacağını söylemektedir. Eşimin beni dövdüğünde dini gerekçelerle, haklı olduğunu söylüyorlardı. Mesela kadın namaz kılmazsa, kocası çağırdığında yatağa girmezse, erkeğin dövebileceğini söylüyorlardı.
ATATÜRK, KAFİR BİR TOPLUM KURDU:
Ben cemaat mensupları tarafından birkaç kez eğitime tabi tutuldum. Bu derslerin içeriği Arapça dersler, mızraklı ilmihal, Mahmut Ustaosmanoğlu’na ait birtakım yazılardı. Atatürk’ün kafir bir toplum kurduğunu, herkesi açıp saçtığını, toprağın bile Atatürk’ü kabul etmeyip dışarı attığı için betonla kapladıklarını anlatıyorlardı. Hatta resmi diyanet kursunda bile M. hoca Atatürk’ün fotoğraflarını ya ters çeviriyor ya da üstünü örtüyordu.
‘Cihat yapıyoruz’ diyorlar
ALEVİLER KAFİRDİR:
Alevi kesime karşı ‘Bunlar kafirdir, pişirdikleri kestikleri yenmez’ diyorlardı. Hocalar cemaate bağlı gizli yerlerde ‘Cihat yapıyoruz’ diyorlardı. Eğer hoca olursam, cemaate ne kadar insan kazandırırsam maddi manevi o kadar tatmin edeceklerini, hatta kaloriferli ev alacaklarını söylüyorlardı.
KIZ ÇOCUKLAR OKUTULMUYOR: Cemaat evlerinde televizyon yasak. Kızlar okutulmaz. Altınel çocuklarını okula göndermemiş. Ama nasılsa çocuklarına diploma almış. Yine kız çocuklarının çarşaf giymeleri gerektiği, erkeklerinse sakal bırakmaları, şalvar girmeleri gerektiğini söylüyorlar.
EŞİM BENİ ÖLDÜRÜR:
Benim gösterdiğim cesareti birçok kimse gösteremez. Bu ifadeyi verdiğim anlaşılsa eşim beni öldürür. Dine aykırı bir sürü uç şeyi kabullenebiliyorlar. Çoğu çok eşli.
YAŞAMIMI ÇALDILAR:
Cemaate katıldığımdan bu yana adeta yaşamımı çaldılar. Bir cehennem hayatı yaşadım. Bunun büyük bir suç olduğunu düşünüyorum.
Suçlama: Anayasal düzeni kaldırmak
İsmailağa Cemaati soruşturması Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner tarafından iki yıl önce başlatıldı. İddiaya göre, cemaate bağlı Medine Vakfı’nın kentte ve bazı ilçelerdeki evlerinde çocuklara yatılı dini eğitim veriliyordu. Hemen dinleme kararı alındı.
Edinilen bilgilere göre cemaat, çok sayıda kent ve ilçede açtığı çeşitli dernek ve vakıf bünyesinde kurs kurmuş, dini eğitim veriyordu.
Başsavcılık, 16 kentte operasyon yaparak aralarında cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ile Cüppeli Ahmet diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün de aralarında bulunduğu 69 şüpheliyi gözaltına almaya hazırlanıyordu ki, Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı devreye girdi. Erzurum, kendisine ulaşan, cemaatin ‘silahlı’ olduğunu öne süren ‘ihbarı’ gösterip dosyanın yetki alanına girdiğini savundu.
Cihaner’e göre, grubun ‘silahlı’ olduğu yönünde bilgi yoktu. İhbar mektubu dosyanın Erzurum’a gönderilmesini isteyen şüphelilerce gönderilmiş olabilirdi.
Sümenaltı iddiası
Erzurum savcılığı 5 Mayıs’taki Erzincan Valiliği’ne gönderdiği yazıda, Erzincan başsavcılığının görevini kaldırdığını belirterek, başsavcılığın emirlerine uyulmamasını istedi. Erzincan Başsavcılığı ise 26 Mayıs’ta valiliğe, Erzurum Başsavcılığı’nın böyle bir yetkisinin bulunmadığını belirtti. HSYK’ye de şikâyet etti. Ancak dosya, artık Erzurum’daydı.
Erzincan savcılığı soruşturmasında 235 şüpheli vardı. Ancak Erzurum’da 16 kişi hakkında “Anayasal düzeni kaldırmaya teşebbüs ve kanuna aykırı eğitim kurumu açma” suçlarından dava açıldı. Erzincan Başsavcılığı’nın soruşturulmasını istediğini şu suçlamalar hakkında Erzurum savcısı takipsizlik verdi:
Karapara aklama, sahte diploma hazırlama, cemaatin isteği doğrultusunda Diyanet’in imam ataması, çocukların okula gönderilmemesi, bunu engellemek isteyen MEB görevlilerini pasifize etme, bazı polislerin şüphelileri haberdar etmesi, İBB’nin imara aykırı yapılaşmaya göz yumması, siyasi sebeplerle tayin, sahte seçmen kaydı, ihaleye fesat karıştırma, bazı belediye başkan adayları hakkında ses dosyası hazırlama, rüşvet, iki bakanla ticari çıkar için görüşme...
İsmailağa’nın yanı sıra Fethullah Gülen Cemaati ile ilgili soruşturma açan Erzincan Başsavcısı Cihaner’e iki idari soruşturma açıldı ve daha sonra telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı.
http://w9.gazetevatan.com/Ismailaga_tarikatinda_sok_iddia/262171/1/Manset |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
karadeniz (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)
Kayıt: 08 Oct 2009
Mesajlar: 20
|
Tarih: Thu Oct 08, 2009 9:35 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
toplumumuzda böyle bağnaz yapılaşmalar gerçekten çok üzücü! ama en üzücü durumda çoçuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizinde bu tip yapılara dahil olması.
iki eğitim fakültesi görmüş biri olarak (sanırım tüm üniversitelerde de oranlar çok farklı değil) cemaatler çocukları eğitim fakültesine yönlendiriyor ve geleceklerini hazırlıyorlar. keşke onlar kadar medeniyim, Atatürkçüyüm diyenlerde bu işlere ilgi gösterseler ve donanımlı bir şekilde öğrencilerin arkasında dursalar.
gördüğüm şu oldu, anadoludan gelen öğrenciler ucuz imkanlarla onların himayesinde okuyor. üniversiteye bir geliyorsunuz 1000 kişilik yurt var ama 10000 öğrenci var. dışarıda barınamayan (özel yurt ve normal eve çıkmak pahalı olduğundan) insanlar cemaatlerin ağına takılıyor. sanki birileri onlara zemin hazırlıyor????????? |
|
|
|
|
|
 |
karadeniz (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)
Kayıt: 08 Oct 2009
Mesajlar: 20
|
Tarih: Thu Oct 08, 2009 9:40 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
insanın en çokta, öğrenciyken nerde bu devlet diyesi geliyor?! |
|
|
|
|
|
 |
Nalan Babay (Nalan)
Kıdemli Üye (**)

Kayıt: 05 Jul 2008
Mesajlar: 378
|
Tarih: Wed Dec 02, 2009 9:44 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
|
|
 |
Kadir06 (-gizli-)
Üye (*)

Kayıt: 07 Mar 2010
Mesajlar: 229
Konum: Ankara
|
Tarih: Fri Mar 26, 2010 9:38 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
|
|
 |
|
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|